Evcil hayvanlar

Bazılarımızın en yakın dostu. Bazılarının ebeveynleriyiz. Bazılarımızın çocuklarının kardeşi, bazıları onlar sayesinde bir aileye sahip. Bazılarının sahibiyiz, bazılarının da oyuncağı bu canlar. Peluş ayıdan farkı yok onlar için.  Vazgeçilebilir. Atılabilir, terk edilebilir.  Fiziksel ve duygusal durumlarının önemi yok. Bazılarımız evcil canların pandemide maruz kaldıklarına baktıkça insan canlısı olduğu için kahroluyor. Türkiye’de ilk pandemi tanısından bu yana, evcil hayvanlardan bulaşma riskinden korkan insanımsılar bu yavruları terk ediyor. Belediyelere ve Haytap üyelerinin açıklamasına göre evcil hayvan terki yüzde 20 oranında artmış. Dış dünya ile insanla kurdukları sevgi bağı üzerinden ilişki kuran bu canlar terk edildikleri sokaklarda çaresiz.  Buna karşı veterinerler ve hayvan hakları savunucuları yüksek sesle her eve bir can kampanyasına girişti. Evcil hayvanla birlikte yaşamanın bağışıklığı güçlendirdiği, hastalık taşımayla ilgili bir vaka saptanmadığı dillendirildi.  Faydası kadar mı seveceğiz onları? Onlar bu hayatın paydaşları. Hepimiz kadar yaşama hakları var. Şu yasa bir çıksa artık…

Bu pandeminin en acıklı yüzlerinden biri. Pandemide komşu köpeğini silahla vurma haberleri başladı bir de. Peş peşe yabanıl hayvanları avlama ihalelerinin bu cinayetleri normalleştirmeye katkısı olduğu kesin. Para öde hayvan vur. Para ödemeyeceksen de komşunun köpeğini vur. Bir de ülkeden ülkede değişen değerleri olan canlarımıza yönelik politikalar pandemide de değişiklik gösterdi. Örneğin İtalya’da sokağa çıkma yasakları köpek gezdirenler için esnetildi. Bizde de duyuldu böyle birkaç hikaye. 65 yaş üstü olup kızının köpeğini ödünç aldıran tatlı anneler varmış örneğin. Ama bazı ülkelerde de COVID-19’la mücadelede etlerinin bağışıklığı güçlendirdiği iddia edilen köpekler afiyetle yendi. Böyle bir dünya bu dünya.